Memleket meselelerini konuşmak için siyasetçi, bürokrat ya da makam sahibi olmak gerektiğini düşünmüyorum.
Bu bayrağın altında yaşıyor olmamız; Anadolu’nun kadim şehirlerini özlemle, her fırsatta sıla-i rahim diyerek ziyaret etmemiz, ata toprağımızla bağımızı koparmamamız ve imkânımız ölçüsünde bu topraklara yatırım yapmamız, memleketimiz hakkında söz söylemek için yeterlidir.
Çünkü memleket yalnızca yönetenlerin değil; orada yaşayanın da, gurbette özleyenin de, köyünün yolunu unutmayanın da memleketidir.
Farklı siyasi görüşlerimiz, farklı düşüncelerimiz olabilir. Ama aynı bayrağın altında yaşıyor, aynı topraklara “memleketim” diyorsak bizi ayıranlardan çok birleştirenleri konuşabilmeliyiz.
Bir eksiği dile getirmek kimseye karşı olmak değildir. Yapılan güzel bir işi takdir etmek de bir tarafın yanında olmak değildir.
Doğruya doğru, eksiğe eksik diyebilmeliyiz.
Birbirimize “Sen hangi taraftasın?” diye bakmak yerine, “Bu memleket için birlikte ne yapabiliriz?” diye sormalıyız.
Çünkü makamlar değişir, görevler biter, siyasi tartışmalar unutulur.
Ama memleket kalır.
Farklılıklarımız zenginliğimiz, memleketimiz ortak paydamız olsun.
Kimseye karşı değiliz. Biz memleketimizden yanayız.
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)